29.7.07

Rezervuarda Kalan Son Damla..

alanis,björk,kahve,sigara,çakmak....
saat 04:49 başlıyorum.kim bilir nekadar sürecek uzun süre yazamamak üç beş kişiyi üzmüş olsa gerek aslında bende bazen üzülüyorum yazamadığım zamanlar.hatta zaman zaman kızıyorum kendime.

şimdi olanları düşününce bir insanı mutsuz edecek ne olabilir.şu ortamda sanırım tek mutsuz edecek olay güneşin doğuşuyla gecenin gizeminin yerini pazar günü sabahının anlamsız sakinliğine bırakması olacaktır.okadar tatlı bir huzur varki aynı şarkıları defalarca dinleyebilirim.bu gece alanis ve björk birlikte gelmişler odama.ikiside tatlı tatlı melodilerini mırıldıyor kulağıma.küçücük odada kocaman dünyam ve ben birde onlar acaba nasıl sığıyoruz buraya.sanırım şuan birisi gelse azarlayıp geri gönderecek olmam bundan kaynaklanıyor sıkışmasınlar istiyorum.rahat etsinler herzaman ziyaretime gelmiyorlar.televizyon?kapalı,ışıklar? kapalı. hmm ilginc bir durum bu durumda onların rahat gayet yerinde oluyor ama ben tek kalsam karanlıktan korkarım gece çok sessiz oluyor bu oda.

biliyormusun cep telefonumuda kapadım.hatta şuan hertürlü iletişimi kestim sadece yazıyorum.tavsiye ederim sende dene bazen msn,icq,aim bunlara tapıyorum. okadar sade ve basitlerki insan karşısındakine normalde söyleyemeceği herşeyi söyleyebiliyor.regl dönemi kızları gibi.bazen hoş karşılanmasada çabucak unutuluyor.

as we are talking outside it was cold.... bak girdi içeri alanis.çok tatlı bir sesi var hemen diğer misafirime bir kahve vereyim sıkılmasın.artık misafirlerime dönüyorum gece güzel tıpkı rezervuarda unuttuğum ufak kalbim gibi...birisi sifonu çekebilirmi lütfen?

14.2.07

geber

işte ben hala bir salak gibi içimde bir umut bekliyorum.sevgililer gününde senin sadece sesini duymak için bekliyorum.evet biliyorum aramayacaksın,evet biliyorum beni görmezden geleceksin ..ama elimde değil ben gene bir umut bekliyorum,çıkıp gelmeni bana hepsinin kötü bir şaka olduğunu anlatmanı,kapıyı açtığımda seni görmeyi umuyorum.
yarın olacak ve sen gelmemiş olacaksın.ben genede olsun siyeceğim işin olduğunu düşüneceğim ve gene bekliyeceğim seni..
aylar geçecek ben senin resimlerine bakıp,gözümden kalbime akan yaşları sileceğim ama genede içimde bir umut seni bekleyeceğim

sevgilim sen birgün benim umutlarımı elimden alacaksin ama ben genede seni bekleyeceğim bir salak gibi,bir aptal gibi sevdiğini düşünüp seni bekleyeceğim...

12.2.07

hiç

sen hiç karanlıkta bir mum ışığına koşup sönmesin diye avcunun icini yaktınmı?
hiç bir yağmur damlasi değmesin derken gözyaşlarınla ıslattınmı?
alevinde kaybolup sıcaklığını bir anda kaybettiğin oldumu?
alevler içinde yanıpta üşüdünmü hiç?

güneş yüzüne vururken gecenin soğu yüzüne çarptımı?
umutlarla doluyken kendini bir kentin boş sokaklarında yapayanlız buldunmu?
boş sokaklarda oturup kışın soğuğu yerine kalbindeki acıyı hissettinmi?
yolda başın önde yürüyüp yerdeki çizgileri saymaya dalmak istedinmi?

sen hiç sonu belli bir oyunda sonsuz olmak istedinmi?
sonsuzluğa tek başına koştunmu?

8.2.07

bok

başkalarına gideceksin artık başkalarını sevecek başkalarını öpeceksin
bense hala içimde bir umut seni bekleyecem
sanki hala seviyormuşsun gibi,sanki bu bir rüyaymış gibi
ben seni hep umutlarıma atacam
hergün adını duvarlara yazıp sensiz geçen hergün için bir çentik kazıyacağım

sensiz geçen yıllarda içimde bir çocuk kalacak
sana koşmayı dileyen umarsızca sevmek isteyen
karşılığında sadece bir tebessüm isteyen bir çocuk

büyük ihtimalle sen beni hiç tanımayacaksın bundan sonra
adımı ağzına bile almayacaksın belkide
yanındaki adama ben diye sarılacaksında kelimelere dökemeyeceksin

ölümlere koşacağım hergün
unutmak istediğim hergün yeniden öleceğim
öldükçe yeniden doğacağım cehenneminde

ellerine ihtiyacım oldukça
ayrılık bir tokat gibi patlayacak suratımda
tokatda atsan ben gene seni kırmamak için ağlamayacağım.

1.2.07

şubat

işte o iğrenç ay gene geldi.bütün çiftlerin çılgınca beklediği 14 şubat gene yanlız geçecek gene başkarlarına özlemle bakarak ve seni düşünerek geçecek.umursamadığımı söylerdim bazen.aslında çok istediğim bir gündü ama bugüne kadar kimseyele kutlayamadım.14 gün sonra gene kutlamak yerine gitme dediğin yerlerde alkol metreyi yükselteceğim.

bir kırmızı gül alamadım sana nekadar malmışımki utanıp sana bir gül almadım.ben bazı şeyleri hakediyorum sanırım.sanırım gene haklısın,gidişinde haklısın ben bunu hakediyorum ve cezamı çekiyorum.sana dön bile diyemiyorum.bilsemki içinde en ufak bir sevgi kırıntısı kaldı koşarak gelirim sana dön derim tutarım kolundan sürekleye sürükleye götürürüm.ama artık bitti diyorsan bana sadece ellerine hasret,bende kalan kıyafetlerini koklamak kalır.bugün yine sana ölüyorum.ve gel görki acım hafifleyeceğine dahada şiddetleniyor.

31.1.07

Neşe

Neşe dört harfli bir kelimeydi seni tanımadan önce
Aşk üç harflilerdi yasaklıydı senden önce
Hayatımdı neşem,her daim gülen yüzüm
Neşemdi

Sen gittikten sonra neşe bir acı kaldı içimde
Aşk,harflerinden kurtulup ızdırap oldu
Hayattımdı aşkım,yüzüne bakım neşelendiğim
Sendin

Gidişinle hayallerinin altında ezilen ben kaldım
Neşeyle yıkanan ben
Şimdi ellerinden oyuncakları alınmış gibi ağlayan çocuk ben

Neşemdin,neşeydin,3 harfin anlamıydın
Neşenin ecesiydin
Aşkımın ızdırabı oldun
Neşemdin bırakıp gittin
Neşemdin...

30.1.07

Hayata dair iç burkan detaylar

ölümler,aşklar,sevgiler,savaşlar,kayıplar,kişiye göre değişen değerlerin kaybolması,kimi için simidin susamlarının masaya dökülmesi,çoğumuz için aşka karşı kaybedilen zaferler hepsine karşı koyamama durumları.

insanın kendi tabularına karşı gelememesi,sınavlardan geçememek,kariyer sahibi olamamak birçok olumsuzluk sayılabilir iç burkan detay olarak.Fakat hepsini unutturan bir aşk acısı varsa insanın içinde,ne ölümlerin acısı adam gibi yaşanıyor ne kaybedilen paranın hüsranı yaşanıyor.Aşk insana herşeyi yaptırabiliyor.hayatınızı bir kum saati gibi doldurup zaman dolduğunda ters çevirip yeninden yaşatıyor acısını.tam sevinmişken herşey sona erdi diye tekrar içinizde umarsız bir acı yer alıyor.herşey sönüp gidiyor.karanlıkta tek bir mum kalıyor,sadece dibini aydınlatan aşkın mumu.sizi kendine çekiyor.görmek için herşeyi daha net ister istermez insan hızla ilerliyor acısına.ve o an hayat sadece bir kum saatinin yan çevrilmiş halini alıyor ne sağ tarafa dolan kum ne sol tarafa.hangi yöne gideceğini bilemeyen bir insan.karanlık içinde kısık bir ışıkla ilerlemeye çalışıyor.her adımında bir başka duvara vuruyor kendini.eline kan damlıyor her seferinde ve bir süre sonra olağan bir yanlızlık duygusu kaplıyor insanı.acımasızca içini dolduran yanlızlık.o an acı çekmek istiyor beden ve ruh.acılar en uç noktasında en yüksek dozajda enjekte ediliyor miğdeye.saplanıyor oturuyor içine insanın.alıştıktan sonra ise tekrar istiyor insan bir uyuşturucu madde gibi aşkı tekrar istiyor tekrar mutlu olup sonra herşeyi bok etmek ve gene aynı karanlıkta acılarla dolmak istiyor.

dostlarımızın terk etmesi,yeni dostlar bulup onlarla samimi olması içten içe bir acı katıyor insana bazen aşk buna yarım ediyor,bu duyguları delip geçmeye, sadece aşka inanmasını sağlıyor.bağlıyor kendini tek bir bireye.ardından vurdumduymaz aşk yeniden oyun oynuyor insana ve bu sefer tamamen yokluk içinde bırakıyor.elinde kalan boş bir vazo,kirlenmiş tabaklar,kanlı bir çarşaf ve boş bir oda.hayat içimizi burkmaya hergün kudurmuşcasına devam ediyor ve biz bunu inkar etsekte istiyoruz.çünkü aşk acısı bize hergün daha tatlı geliyor..